Türkiye’nin AB ile mali iş birliğinin başlangıcı 1963 Ankara Anlaşması’na dayanmaktadır. Anlaşmanın 3. maddesi:
“Hazırlık döneminde Türkiye, geçiş dönemi ve son dönem boyunca kendisine düşecek yükümlülükleri üstlenebilmek için, Topluluğun yardımı ile ekonomisini güçlendirir” demektedir.
Ardından Türkiye’de çeşitli alanlarda daha çok mali protokoller kapsamında kredi ve hibeler vasıtasıyla projeler gerçekleştirilmeye başlanmıştır. 1999 yılında Türkiye’nin AB aday ülke statüsü kazanması ile birlikte mali işbirliğinin hacmi artmış ve projeler daha ağırlıklı hibe şeklinde finanse edilmeye başlanmıştır. Özellikle 2002 – 2006 yılları arasında Ulusal Programlar ve farklı programlar altında Türkiye’ye 1 milyar avrodan fazla bütçe tahsis edilmiştir. 2006 yılında ise Avrupa Konseyi tarafından IPA (Instrument for Pre-Accession) tüzüğü yayınlanmıştır. IPA, yani Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı, farklı ülkelere uyguladığı çeşitli mali yardım paketlerini tek bir çatı altında toplanmıştır. IPA ile AB’ye aday ve potansiyel aday ülkelerin AB politikalarına ve standartlarına kademeli olarak uyum sağlaması ve AB müktesebatını benimsemesi hedeflenmektedir.
IPA sistemi 7’şer yıllık dönemlere ayrılmaktadır. Her yeni IPA döneminde fon sisteminde birtakım değişiklikler olmakta, fakat temel prensipler genel olarak değişmemektedir. IPA’nın hayata geçirildiği 2006-2013 yılları IPA’nın 1. dönemine, 2014-2020 yılları IPA’nın 2. dönemine, 2021-2027 yılları ise IPA’nın 3. dönemine tekabül etmektedir. Her ne kadar takvimsel olarak geride kalmış gibi görünse de IPA’nın 3. dönemi ile birlikte 2. dönemi de hala aktiftir. AB prosedürleri oldukça kompleks ve zaman alıcı olduğu için, IPA-2 dönemine ait projeler de halen uygulanmakta, hatta bir kısmının ihale süreçleri devam etmektedir.
Potansiyel aday ve aday ülkelere tahsis edilecek bütçeye AB tarafından, bütçenin bileşenlere dağılımına ise AB ve faydalanıcı ülkeler tarafından birlikte karar verilmektedir.
